Rus trenlerimizi ne kadar sevdiğimi anlatamam. Sadece Rusya'da tüm gün vagonun penceresinden dışarıyı izleyip, sonra uyuyup, uyanıp tamamen aynı manzarayı görebilirsiniz. Sadece bizde dünyanın en güzel doğası, "ısrarcılığı" yüzünden sıkıcı hale gelebilir.
Ciddiye alacak olursak, bindiğimiz tren pek de iyi değildi. Vagon biraz eskiydi, kondüktörler biraz küstahça davranıyordu ve komşular... aslında hiç komşumuz yoktu çünkü tüm kompartımanı biz kapatmıştık. Yolculuğumuzun dördüncü üyesinden bahsetmeyi tamamen unuttum: Andrey. Andrey benim eski bir arkadaşım ve sınıf arkadaşımdır; ikna kabiliyeti yüksek, çok özel bir insandır ve yol boyunca sıkılmamıza izin vermedi. Önce kondüktörlerin bizden herhangi bir ücret talep etme isteğini tamamen yok etti. Sonra aynı kondüktörlere telefonlarımızı ücretsiz şarj ettirdi ve bedava gazeteler okudu; yolculuğun ikinci gününde ise laptopunu kimse çalmasın diye tren şefinin kompartımanında şarja taktı. Andrey kendisi de demiryolcu olduğu için trende şekerin bir buçuk değil, bir ruble olması gerektiğini; her türlü cihazın şarjının ücretsiz yapıldığını ama bunun yolcunun kendi sorumluluğunda olduğunu biliyordu.
Bir gün Andrey'in aklına harika bir fikir geldi. Bana bir istasyonda inip bizimkilere markete gittiğimizi söylememi ve geri dönmememizi teklif etti. Fikir bana cazip geldi ama hemen nereye gideceğimizi sordum. İstasyonda mı kalacaktık? Andrey sadece güldü ve "Her şeyi halledeceğim!" dedi. Meğer hazırladığı plana göre birkaç istasyonu lokomotifte geçecekmişiz! Bunu nasıl ayarladı bilmiyorum ama lokomotifte gerçekten 6 saat kadar yolculuk yaptık! Ama en komiği, vagona döndüğümüzde arkadaşlarımızın yerlerinde huzur içinde uyukluyor olmalarıydı; hiç panik yapmamışlar ve bizi bir kez bile aramamışlardı! Plan suya düştü)


