Hayatımızdaki bazı kararlar zamanla pişmanlık duymamıza neden olur, ancak insanı asla pişman etmeyen bir şey vardır: seyahat. Seyahat etmek için biriktirdiğin parayı ve altın değerindeki vaktini harcasan bile boşa gitmez. Mal mülk hayatın her döneminde bulunur, ancak gençliğin baharında geçirilen özel anlar altından daha değerlidir. Ülke ülke gezip dünyayı görmek, hayatın parlak yönlerini gösterir ve sana hiçbir kitabın veya üniversitenin veremeyeceği paha biçilmez bir bilgiyle ufkunu genişletir. Hayallerimdeki hayata giden ilk adımı tam şu anda atmam gerektiğini düşünüyorum, böylece yaşlandığımda geçmiş hayatıma sadece hayranlıkla bakabilir ve büyük küçük herkese içtenlikle anlatabilirim.
Birçok ülkeyi gezen insanları duyup görsem de, her insanın seyahat etmek için sınırsız imkanı olduğunu Türkiye'ye ilk adımımı attığım an anladım. Filmlerden ve dizilerden görmeye alıştığım o güzel doğayı kendi gözlerimle gördüğümde, seyahatin hayatımın bir parçası olduğuna ikna oldum. Türkiye'deki 5 yıldızlı bir otelde çalışırken yeni bir kültürü hissettim. Daha önce hiç otelcilik sektöründe çalışmadığım ve Türkçeyi orta seviyede bilmeme rağmen, işe kendime güvensiz bir şekilde başlamıştım. İşe başlamadan önce her zaman heyecan duyardım. Bir gün bana restoran içinde sorumlu bir iş verildi ve:
-
Ne kadar zamana ihtiyacın var? diye sordular.
-
30 dakika, diye cevap verdim ve işe koyuldum. Tüm sorumluluğu üzerime aldığım için işi titizlikle yapmaya çalıştım. Yarım saat sonra şef geldi ve işimde hiçbir hata bulamadı. Sonra:
-
Afferin, dedi.
Tam o anda içime bir güven duygusu yerleşti. Böylece zamanla restoran şeflerinden ve yanımdaki iş arkadaşlarımdan sadece güzel sözler duymaya başladım. İşi iyi yaptığımı söyleyip benimle çalışmayı dört gözle bekler hale geldiler. Böylece Türkiye bana güven verdi ve kendi yeteneklerimi takdir etmeyi öğrendim.
Başka bir ülkeye seyahat etmek bizi mutluluğa boğar, ancak o ülkede birkaç ay yaşayıp, başka milletlerden insanlarla aynı yerde yemek yiyip, birlikte gülüp, birlikte üzülüp dertleştiğin anları hiçbir şeyle değiştirmek mümkün değildir. Tam o anlarda, hangi milletten olursak olalım, hepimizin dünya gezegeninde yaşayan “insan” adlı bir varlık olduğumuzu tekrar hatırlarız. Böyle duygulardan sonra “seyahat etmek için verilen her fırsatı değerlendirmem gerektiği” kararına vardım.
Günümüzde öğrencilere sunulan özel fırsatlardan biri de Work and Travel programıdır. Birkaç yıl önce yurt dışına çıkmak, çalışmak, seyahat etmek gibi meseleler imkansız gibi görünürdü, ancak günümüzde her insan maddi durumuna bakmaksızın bu tür programlar sayesinde hayatını değiştirebilir, gelişebilir ve seyahat edebilir. Gençlerin bilincini uyandırmanın yanı sıra seyahatin önemini göstererek, ciddi miktarda para kazanmalarına da yardımcı olur. Program sayesinde her yıl birçok öğrenci New York sokaklarını arşınlıyor, Hollywood filmlerinde gördükleri tarihi yerlerde kendi izlerini bırakıyor ve özel bir duyguyla ülkeye dönüyor. Program aracılığıyla ben de kendi hayallerimden ve hedeflerimden birkaçını gerçeğe dönüştürmeyi hedefliyorum.
Elbette Amerika'yı görmek herkesin hayalidir, ben de bu yılki hedeflerimin listesine bunu eklemiştim. Başarının zorluk ve korku olmadan gelmeyeceği bellidir, çalışma sürecinde de çeşitli problemler çıkabilir, ancak evden ilk uzaklaştığımda, Astana'ya korkuyla okumaya gittiğimde, Türkiye'ye cesaret edip gittiğim anlarda da içimdeki bir güç beni her zaman ileriye itmişti. Tam şu anda da Amerika gibi dev bir ülkede çalışıp seyahat etmeye hazır olduğumu hissediyorum. İngilizce olarak yerel halkla konuşup, başka milletlerden insanlarla tanışıp, kafamdaki bazı stereotipleri yıkmak istiyorum. Çevremi genişletip, yeni arkadaşlar bulup, farklı insanlarla etkileşimde bulunmak istiyorum. Sadece başka bir ülkeyi tanımakla kalmayıp, ülkemizin güzel doğasını, misafirperverliğini ve lezzetli yemeklerini paylaşarak “Kazakistan” adlı ülke hakkında bir anlayış oluşturmak için tüm gücümü harcamayı planlıyorum. Mesleğim turizm olduğu için, başka bir ülkenin iyi yönlerini öğrenip yeni fikirlere yol açmak benim için çok önemlidir. Okyanus aşıp, çalışıp, ufkumu genişletip gelecekte kendi ülkemi kalkındırmak istiyorum. Kız kardeşlerime ve arkadaşlarıma örnek olarak hedeflerime ulaşmayı amaçlıyorum.
Not defterime yazdığım bu yılki önemli hedeflerimden biri, annem ve babam için yurt dışında bir tatil organize etmek, daha doğrusu tarih kokan İstanbul'a seyahat etmelerine vesile olmaktı. Bugüne kadar benim için döktükleri terleri ve ağaran saçlarını bir kenara bırakalım, bana harcadıkları parayla tüm dünyayı gezebilirlerdi elbette. Ancak kendisinden çok çocuğunun iyiliğini düşünen anne babamı, helal kazancımla yurt dışına çıkarıp yüzlerini güldürmek istiyorum. Yani, Work and Travel programına katılmamın bir sonraki nedeni, tam olarak bu çocukluk hayalimle doğrudan bağlantılıdır.
Böylece öğrencilerin hayata karşı şevkini uyandıran, çok yönlü hedeflerini gerçekleştirmelerine vesile olan ve en azından ilk ciddi kazançlarını elde etmelerine yardımcı olan Work and Travel programının geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum. Programın her yıl Amerika'yı sadece bir hayal değil, bir hedef haline getiren gençlerin sayısını artırdığına eminim. Zamanla bu fırsatın sadece öğrencilere değil, her yaştan insana da verilmesini dilerim. Dünyayı görmüş, kendini çok yönlü geliştirmiş, İngilizceyi akıcı konuşan eğitimli insanların sayısı artarsa, bu tüm dünya için büyük bir başarı olurdu. Bence kalpteki hayali, günlükteki hedefi, defterdeki planı gerçeğe dönüştürme zamanı geldi! Bu yola birlikte çıkalım, yaşıtım!

