İşte böylece Miami'nin Küba mahallesi olan Little Havana'ya yerleştik... küçük, küçücük bir daire... kapının altında 3 santimetrelik bir boşluk var ve oradan bize cucarachas yani dev Florida hamam böcekleri ya da kertenkeleler «misafirliğe» geliyor... bir keresinde de bir fare girmişti... ama buna karşılık ayda iki kişi için sadece 500$ ödedik, Miami standartlarına göre çok ucuz. Etrafımız İspanyolca konuşan bir topluluk; Kübalılar tuhaf, biraz kaçık insanlar – sabah sokakta yürürken arkanızdan o karakteristik ıslıkları, selamları, müstehcen lafları ve yüksek sesli öpücükleri duyuyorsunuz... «Hola, chikas bonitas! Hi, mami! Hola, muchachas...» Başlarda eğlenceliydi – bizim oralarda böyle şeyler pek olmaz, burada ise bu kadar ilgi görmek ilginçti! Ama birkaç gün sonra bu durum açıkça sinir bozucu olmaya başladı: durakta otobüs bekliyorsun, yanından geçen arabalar korna çalıyor, pencerelerden itici Kübalı suratlar sarkıp iltifatlar ve öpücükler gönderiyor ya da arabaya almayı teklif ediyorlar... bir adam biz otobüs beklerken iki kez yanımıza geldi – İngilizce anlamadığı için yardımına ihtiyacımız olmadığını anlatmakta zorlandık... sonra hepsini terslemeye başladık – kimini Rusça, kimini İngilizce... ya da İspanyolca söylediklerine Rusça cevap vererek..)) Gece hatta akşam saatlerinde sokağa hiç çıkmamak daha iyi – tehlikeli... Bir de bizi şaşırtan bir şey oldu: sabah işe giderken elektrik tellerinde çok yüksekte asılı duran spor ayakkabılar görüyorsunuz... ilerici Küba gençliği böyle eğleniyor işte: birinin ayakkabısını alıp olabildiğince yükseğe fırlatmak.
İşe gitmek bizim için kolaylaşmıştı ancak hiçbir eğlence imkanı yoktu – burası akşamları şehirde rahatça gezebileceğiniz Miami Beach değil... burada her şey çok farklı... bu yüzden eğlencemizi kendimiz yaratıyor ve ortak izin günlerimizi akıllıca değerlendirmeye çalışıyorduk.

